Monday, April 17, 2006

Re: [FuNLiMiTeD_2002] Gunun sorusu 17.04.2006

Nati, sonunda sorulari asmaya basladin, harika bir stil olustu gibi. Allah bozmasin ;)

 

Burada hava oldukca kapali. Kis gecmedi maalesef, ilkbahara bile giremedik. Ilkbahari birak daha bu sene dogru durust gunes yuzu bile goremedik. Benim gibi gunes ve deniz memleketinin cocuguna bu bir depresyon sebebidir ama ne yapalim, kendi dusen aglamamali :)

 

Bu kadar serzenisten sonra cevabimi vereyim,

(Bugun tatilim o yuzden yazacagim biraz, isiniz yoksa okuyun :))

--------------------------------------------------------------------------------------------------

Hayattan beklentiler...

 

Ben aslinda hayattan beklentisi kalmamis bir insan olabilecegine inanmiyorum. Bu aralar dilime pelesenk olan bir lafi tekrarlarsam, Nietsche' nin de dedigi gibi "Hayat beklentilerin butunudur" (Not: Nietsche buyuk bir alman felsefecisi olmasina ragmen almanlar pek bilmez, sebebi de Hitler' in politikalarina temel olusturan fikirler babalarindan biri olmasidir. O sebepten hayatlarindaki bir bolumu unutmaya calisan almanlar Nietsche' yi ne fazlaca okur ne de okuturlar. Diyeceksiniz niye yaziyorsun kardesim bunlari? Bilmem, aklima geldi yazayim dedim:))

 

Umut etmek ve beklenti icinde olmak farkli seyler onu da belirtmekte yarar var. Beklenti, olmasi daha muhtemel olaylar icin kullandigimiz bir olgu. Ornegin; “Bir de guzel is buldum mu”, veya “bir de omrumu paylasacak dostu buldum mu, tamadir be!”  Burada kisinin bu saydiklarini gerceklestirme ihtimali vardir. Ama zordur belki orasi ayri.

 

Diger yandan umut, gerceklesmesi daha cok sansa bagli olaylari ifade eder. Ornegin; “Oglum Onat, su altiliyi tek basima bir tuttursam seni ihya edecegim, yat, kat ne dilersen dile benden”. Bu ikinci ornekte, kisinin altiliyi tek basina tuturmasi hayal mahsulu oldugu gibi, altiliyi tutturan arkadasin Onat’ i ihya edecek olma ihtimali milyarda bir bile degildir. Hani altiliyi tek basima tutursam seni bir daha tanimam oglum dese bir derece :)

 

Daha bariz bir soz ise "Umut Mehmedin ekmegi, ye Mehmet ye". Meal olarak, sen zamanini o is olacak diye gecirmeye istedigin kadar devam et, sonucta hicbirsey gerceklesmeyecek.

 

Bu yuzden gelin beklentilere yogunlasalim. Gerceklesmesi daha muhtemel olan seyleri dusunelim. (Bir not daha: ilkokuldayken bize “sey” demek veya kompozisyonlarda kullanmak yasakti. Aslinda her edebiyatci icin de oyledir. Sen “sey” dersin, karsidan “Ney?” diye sorarlar, oyle apisip kalirsin. Ama ben edebiyatci olmadigimdan istedigim kadar kullanirim “sey”leri. Ayse ogretmenimin kulaklari cinlasin.)

 

Insan neyi bekler, nelerin olmasini isteyerek zamanini gecirir? Buna dar bir cercevede cevap vermek zor. Oyle ya, hadi ben veya siz en basitinden daha iyi bir araba, daha buyuk bir televizyon (evet buyuk ekran plazma bekliyorum ben, hem de HD :P), daha guzel bir tatil bekliyor olabilirsiniz. Ama ya digerleri? Aksam evde ailesine goturecek ekmegi olmayanlar, hastanede kapilarinda iyilesmeyi umanlar, fakirler, aclar, yoksullar veya zulum gorenler. Ya da sevdalanip seytanin gunahi beklediginden daha cok sevdalisini bekleyenler. Arti hicbir zaman aklimiza gelmeyen milyarlarca insan. Onlar neyi bekler? Her insanin 1 tane beklentisi olsa, en az 6 milyar beklenti eder. Hic de azimsanacak bir rakam degil. Demek ki neymis, beklentilerin sonu yokmus. Beklentiler kisilere gore sekillenirmis.  Buraya kadar sorun yok, beklemeye devam, ta ki ecel kapiyi calincaya kadar. (Ne kadar alaycidir, son anlarimizda bile bekleyecegimiz birsey, olum ve diger taraf)

 

Ancak bazi insanlar vardir ki beklentilerini ertelemis hatta unutmuslardir. Asil problem burada basliyor. Bir insan beklentilerini neden unutur? Buyuk olasilikla caresizlikten. Peki bu caresizligi doguran sebepler nelerdir? Bunu memleketimiz icin irdelersek en buyuk sebep maddi yetersizlik. Hayata daha saglam tutunmayi saglayacak guvencenin olmamasi. Veya maddi menseili birtakim farkli sorunlar. Iste boyle sorunlari olan biri ayni pimi cekilmis bir bomba kadar tehlikelidir. Hayatta kaybedecegi daha fazla seyin olmadigina inanan insan kadar zalim, onun kadar dinlemekten ve anlamaktan yoksun bir digeri daha yoktur.

 

Sanirim simdi bize odev olarak dusen onemli noktalari saymaya sira geldi. Biz ne yapabiliriz? Bir kere zaten benim derdim bana yeter, bir de baskasini dusunemem dersek problemi gormemis oluruz. Oysa millet olarak bir butunuz ve ya birlikte batariz ya da birlikte cikariz, oncelikle bunu bilmemiz gerek. Ayrica insanlara beklentilerini geri vererek mutlu etmek hic de sanildigi kadar zor degil. Is stresiyle, ne olacak benim sonum diyene sicak bir gulus, binbir derdine bir de evsizlik ve yalnizlik eklemis olan kosebasindaki meczuba karnini doyuracak bir-iki simit ve bir sise sarap (lutfen dini yonden veya alkolun sonu nereye varir diye dusunmeyin, basimdan gecen bir hadiseyi anlatayim yazimin sonunda bana hak vereceksiniz), pazarda curuk domateslerden aksama menemen yapip 4-5 kisilik ailesinin karnini doyurmak isteyen, her halinden duskun oldugu belli bir evhaniminin yanindaki kiz cocuguna alacaginiz ufak bir bez bebek, hasta oldugunu bildiginiz yandaki teyzeye yapip gotureginiz ufak bir kap yemek, huzurevindeki veya cocuk esirgeme kurumundaki kimsesizlere yapacaginiz bir ziyaret veya alacaginiz uc bes kucuk oyuncak, kitap, defter, bayramlarda yapacaginiz yardimlar ve kapiya gelen cocuklara kapiyi acmamak yerine cikolata seker ikram etmek. Sanirim bu basit cozumler insanlara beklentilerini geri vermeye yeter de artar bile. Ama cozumun kendimizde oldugunu da asla unutmamaliyiz. Nasilsa baskasi yardim eder vs. diyerek olaya bakmamaliyiz. O an gordugumuz ve yardim edebilecegimiz bir probleme aninda mudahale edebilmeyiz. (Sen yapiyormusun da ahkam kesiyorsun derseniz, evet gucumun yettigi kadar yapiyorum).

 

Bu sekilde emin olun birakin beklentileri geri getirmeyi, insanlara yasama ve bir butun oldugumuzu hatirlama sevincini de geri vermis oluruz.

 

Bundan 20 kusur yil once Mersin’ de benim ilkokul caglarim. Okul evden 15 dakika uzaklikta, ben 5. siniftayim kizkardesim de 1. sinifta. Hergun elele tutusup okula gidiyoruz, geliyoruz. Bir tane adam var hep okulun karsisinda oturuyor. Gencten, yas en fazla 45 ama sac sakal birbirine girmis. Ustunde dugmeleri olmayan kirden iyice parlamis ve artik gri olmus bir ceket ama dikkatimi cekiyor ceketinin kolbaslarinda kirmizi seritler var. Tirnaklar uzun pis ve simsiyah, ayaginda patlamis ayakkabilar. Esnafimiz iyi yurekli, surekli yiyecek birseyler veriyor ama bu zat onun haricinde kimseden para almiyor, verenleri de kovaliyormus. Arada bir birileri alip tras ettiriyor, yeni ustbas veriyor ama yine de o ceketinden vazgecmiyor. Denildigine gore de hic konusmuyormus. Kimseye satastigi da yok. Bir de oylesine gururlu ki, biri birsey alip da ona hediye ettiginde veya yiyecek birsey verdiginde en bastan kabul etmiyor, hayir sahibini bayagi ugrastiriyormus. Tek birsey duydum o da sadece sarap verildigi zaman hic itiraz etmiyormus.

 

Neden sonra soyle bir gun yine okul cikisi soyle bir olaya sahit oldum. Yine esnaftan biri ona yiyecek birseyler ve bir sise sarap getirmis. O sirada yoldan gecmekte olan ve bu meczubu tanimayan birinin esnafa biraz hiddetle cikisarak, “kardesim hic utanmiyormusun adama sarap vermeye” dedigini hatirliyorum. O zaman esnaf biraz da gozleri nemlenerek, adami kenara cekip ve meczubun da duymamasini saglayarak bu garibanin hikayesini anlatmaya basladi. Meger durum soyleymis. Bu garip ic anadolunun bir sehrinden yaklasik 15-20 sene once gelmis. Gelis sebebi de memur atamasi. Demiryollarina kontrolcu veya onun gibi birsey olarak atanmis. Geldikten 1-2 yil sonra bir kizi sevmis. Hali vakti yerinde gelecegi parlak bir memur oldugu icin bir tek annesiyle yasayan kizi buna vermisler. Daha sonra esi hamile kalmis ve bebek heyecani sarmis genc cifti. 9 ay 10 gun sonra malum sancilar baslamis ve esini hastaneye goturmus, yaninda da kayinvalidesi. Ancak dogum cok zorlu olmus ve sebebini su an hatirlamiyorum, esini ve karnindaki bebegi kaybetmis. Ayni zamanda bu aciya dayanamayan kizin annesi de oldugu yere yigilivermis. Adam cenazeleri kaldirdiktan sonra hic konusmamis. Ise de gitmemis sadece sabahlari uniformasini giyer bilinmez biryerlere yurur aksam da sanki eve gidiyormus gibi mezarligin dibindeki kullanilmayan bir barakaya gider uyurmus . Ailesi onu tekrar memleketine goturmek istemis o gitmemis, hastaneye yatirmislar kacmis. Anlatilana gore sadece sarhos oldugu zaman arada bir bir turku soyler ve gulumsermis. Devam etti esnaf, “birak” dedi, “zaten bu dunyada yeterince cekiyor, bir de sen az da olsa onun mutlu olmasini kendi bildigin dogrulara gore engelleme”.

 

Yaa iste boyle, belki de bir sise sarap bir insana beklentilerini geri verip onu hayata baglayabiliyor.

 

Herzaman birilerine hayattan beklentilerini kaybetmemesini saglayabilecek gucu asilayabilmeniz dilegiyle,

 

Iyi bir hafta dileklerimle

 

Esen kalin.....

 

Onat

-----Ursprüngliche Nachricht-----
Von: nati b
Gesendet: 17 Nisan 2006 Pazartesi 10:04
Betreff: [FuNLiMiTeD_2002] Gunun sorusu 17.04.2006

 
 
Pazartesi geldi.. Istanbula bol bol gunesle geldi...
bugunun sorusu da geliyor..
 
"Bir umutsa ya$atan insani... sizin umudunuz ne?..."
 
Sevgiler...
--
Nathalié


==
*TaKLiT,TaKDiRiN eN SaMiMi iFaDeSiDiR.. BuTuN TaKLiTLeRiMiZe, Te$eKKuRLeRiMiZLe*
http://www.egruplar.com/portal/grup_read.asp?id=155
==
SIKI DoSTLaRiMiZ:
*~* GULBEN ERGEN FANCLUB *~*
www.gulbenergenfanclub.com
GOCEK BOCEGI MUYAT:
groups.yahoo.com/group/hilkat
CANIM KOM$UM YANi:
groups.yahoo.com/group/yanis
DJ TUNCH VE ARKADA$LARIYLA KALITELI EGLENCE:
groups.yahoo.com/group/bahtsizdeve
MAILLERINIZI TIARA'YLA SUSLEYIN:
groups.yahoo.com/group/tiarastags
FIRESTARTER'LA POSTAKUTUNUZ ALEV ALEV:
groups.yahoo.com/group/MissBaby/
groups.yahoo.com/group/SeXium/
groups.yahoo.com/group/YAVRULAR-2
==
Bize katilmak icin funlimited_2002-subscribe@yahoogroups.com adresine bo$ ve konusuz bir mail atin, gelen maili reply edip bi$ey yazmadan gonderin

==
Funlimited sanal alemin garip rekabet ve hirslarindan uzak, uye sayisina degil sadece uyelerine kaliteli ve duzeyli bir ortam sunmaya odakli, internet ortaminda cok sevilen, hep ornek alinan/taklit edilen, interaktif & samimi bir eglence ve payla$im grubudur.. lutfen a$agidaki grup kurallarini dikkate aliniz

*DAHA ONCE BA$KASI TARAFINDAN GONDERILMI$ MAILLER, maillerden yerli yersiz alinmak, terbiye/ho$goru sinirini a$an tarti$malar, toplumun hassas oldugu konularda ki$kirtma ve propaganda, diger yuzlercesinden bir farki olmayan resimler, ic karartici yazilar, ozel gun ve kutlamalarda kuru/birbirinin ayni mesajlar, internette aranabilicek bi$eyi ille gruptan istemek, kaynagi/dogrulugu belirsiz bilgiler burada kabul gormez.

*Esprili/sanatsal erotizm serbest. Konu kismina uyari koyarsaniz istemeyen bu mailleri acmadan silebilir

*Mailiniz yayinlanmami$sa bu maddelerden birine takilmi$tir, lutfen israrci olmayiniz. Grubumuzun tarzi tarti$maya acik degildir, kurallar kimseye ayrica ozel olarak aciklanmayacaktir, sorun cikaranin grupla ili$kisi kesilir

==
Ayrilmak icin katilma i$leminin aynisi $u adrese:
funlimited_2002-unsubscribe@yahoogroups.com




YAHOO! GROUPS LINKS




0 Comments:

Post a Comment

<< Home